Savannah Bond, bembeyaz teniyle odanın ortasında dikiliyor, altını tıraş etmiş amcığını gözler önüne sererken. Kalçası balon gibi şişkin, göğüsleri sarkıtma yapay ama inanılmaz cazibeli; büyük yaraklara alışkın olduğunu her halinden anlıyorsun. İlk başta sakso yapmaya başlıyor, dudaklarını sıkıca sarmış büyük kökünü içine alırken havalı ve arsız bir şekilde inliyor. Dilini aşağı yukarı gezdirip akışkanlarını yalayıp götürürken adamın sertleşen yarak hâlâ elinde duruyor.
Birdenbire arkasını dönüyor ve o kadar hazır ki, adam onu arkadan yakalıyor. Köklüyor amcığını yavaşça, önce hafif hafif girişlerle çekiyor amın içine doğru. Savannah yüzünü buruşturup acıyı da zevki de beraber yaşıyor; kasları yavaş yavaş gevşeyip adamın kalın yarakıyla dolmaya alışıyor. Her itişte kıçının içinde yankılanan sert sesler ortamı dolduruyor, arada “Daha sert!” diye hırlıyor. Sonra adam tempoyu artırıyor, kalçasına dayanıp durmaksızın basıyor; karnından nefes alışı bozulmuş, sesleri çıldırtıcı derecede keskinlemiş.
Bir süre sonra o pozisyonu bozup Savannah’yı yüz üstü yatırıp köprü kurduruyor. Bu kez kökleme işi daha derin ve kontrolsüz; her inmeyle omuzları sallanıyor, dişi yaramazca yere saplanıyor. O esnada kadının sakso performansı da devam ediyor—dönüp dönüp adamın yanına gidiyor, dudaklarını onun amcığına geçirip emdikçe emiyor, ağzına sıkarak tatlı tatlı gıdıklıyor. Adam neredeyse kendinden geçecek halde; sonunda çılgınca titreyerek beyaz sıvıyı kadının yanağına saçıveriyor.
Ama bu yeterli değilmiş gibi savannah hemen yüzüne kapanıp çenesini yalayarak kocaman çanağını boşaltıyor adama tekrar tekrar; dili kıçının yanından geçerken diken diken oluyor, hem yemeğe doyamayan aç bir yaratık gibi hissettiriyor herkese kendini. Arkasından defalarca dayama devam etmiş, kirli sözlerle birbirlerini delirtmişler. O gece orada yaşanan kaba ve acımasız aşk tam anlamıyla sınırları zorlayan cinstendi; en dipten gelen iniltiler son damlasına kadar taşmıştı oraya…