Sabahın köründe uyandığında Daisy’nin kanepede bitkin, uyuşmuş halde yatmasına şaşırdım. Kız kardeşim, ama aynı zamanda adımın aşırı cazibesiyle beni deli eden o folloş adeta oracıkta dağılıyordu. Uyandırdığımda suratında beliren yorgunluk ve hüzünle sordum: “Ne oluyor lan senin?” Ama Daisy, hayatını toparlamaya çalışan ama içten içe paramparça bir kıza dönmüştü. “Sevgilimle ayrıldım,” dedi sessizce, “O mal adam… sikemden boş yere bekledim.”
Daisy’nin gözlerindeki kırgınlığı hissettim anında. “Ya ne oldu öyle?” diye ısrar ettim. Meğer sevgilisi yatağa girdiğinde yaragını kaldıracak gücü bile bulamıyormuş; sürekli zorluk çıkarıyormuş. “Bence o it herif eşcinsel,” dedi fısıltıyla. Geceleri onunla ilişkiye girmeye çalışsa da hep başarısız olmuşlar, asla kökleyememiş onu adam gibi. Hatta gaz istasyonundan aldığı hapları yüzüne vurmuş, utanıp almamış bile.
Bu kadar ayıp bir duruma nasıl katlanırsın diye düşünürken Daisy itiraf etti: “Yeter artık, yürüyüşümü yaptım.” Gözlerindeki utanç ve acı karışımı o kadar yoğundu ki içim parçalandı. İki yıl boyunca birlikte yaşadıkları adamın ona hiç dönmemesi, amcığını bırak saksosunu bile kabartamaması nefretimi kabarttı. “Nasıl böyle biriyle beraber olursun ya?” diye sordum kendime.
Kız kardeşim geceye yeniden daldı; kendi yerini açmaya karar verdiğini söyledi ama bende ona kalsa kalması için kapımı ardına kadar açtım. Çünkü onun bu halini gördüğümde içimde kıyametler kopuyordu; o güzel kalçasıyla birlikte gösterdiği kırılganlık beni yakıyordu.
“Belki de hiçbir zaman sana bakmadı doğru düzgün,” dedim ona cesaretle. Gözleri doldu. “Ama neden bakmazsa? Neden amcığını sokmayı istemez?” diye sordu çaresizce.
İşte tam o anda ben sessizce yaklaştım ve söyledim: “Sen çok güzelsin, sana inanmıyor olabilir ama ben… ben seni istiyorum.” Dudakları bana doğru kıvrılırken aramızdaki gerilim metrelerce yükseldi; iki yıl boyunca alamadığı sert dayamayı sonunda benden alacağını beden diliyle anlatıyordu.
“Eğer ben senin sevgilin olsaydım, ellerimi senden çekemezdim,” dedim alttan alttan, gözlerimin içine bakarken orada hâlâ saklanan cazibeyi fark ederek.
O an anladım; bu kız kendi değerinin farkında değil ama şimdi onu diri diri köklemenin zamanıydı. Sadece sözlerle değil; tüm vahşetiyle! Yavaşça eteğine dokundum, kalçasının yuvarlaklarını sıktım, ‘Amcığını açırım’ der gibiydim garip heyecanla.
Ve ardından öyle sert kökleme başladı ki Daisy’nin hayal kırıklığıyla dolu ağzından çıkan inlemeler evin dört bir yanına yayıldı. Amcığındaki her kas hareketi benim elinden tutar gibi onu acıya götürdü; açık açık en korktuğu şeyi yaşatıyordum ona—hissedilmeyen ağırlığı ve erken boşalmalarla unutulmuş zevki geri getirmek.
İncecik sesi bastırılmış çığlıklarla birleşirken amacımız belliydi: Onu bırakmayacak şekilde sahiplenmek, kafasındaki soru işaretlerini yok etmek… Çünkü bu gece Daisy’nin amcığı sadece benimdir ve başka kimse bunu hatırlayamazdı!