Blake Blossom, bembeyaz teniyle odanın ortasında dimdik duruyor, iri göğüslerini sarsarak nefes alıyor. Sarı saçları ıslak derisiyle uyum içinde parlıyor, kocaman yuvarlak memeleri ise hayvan gibi gözüme batıyor. Odaya yayılan o keskin kokuyu alıyorum; taze ter, parfümle karışmış yoğun bir erotizm var havada. Blake’in bacakları hafifçe aralanmış, minik amcığı kızarmış ve hazır halde orada duruyor. Gözlerim onun kıvrımlarını süzerken, o da beni çağırıyor sessizce: “Gel buraya…” diyor hırıltılı sesiyle.
Yatak kenarına doğru ilerliyorum ve ilk dokunuşumu yapıyorum. Ellerim Blake’in büyük memerine dolanırken, sertleşmiş yarak hızla canlanıyor. Memelerinin arasından sarkan ince damarlarını hissediyorum; Blake içten içe yanıyor. Yarı oturur pozisyonda onu tutup, dudaklarımı devasa tetonlarının arasına sokuyorum. Dilimle meme ucunu delicesine emip ısırıyorum; o ise boynunu geriye atıp yüksek sesle inlemeye başlıyor. İki avuçta tuttuğum göğüslerinin ağırlığı altında titreyen vücudu daha da yumuşuyor.
Sonra sırtüstü yatırıyorum onu yatağa, bacaklarını iki yana açmış şekilde bekliyor. Parmaklarım amcığını bulduğunda Blake’in sesi yükseliyor; “Daha sert…” diyor yalvarır gibi. Yarak artık taş gibi olmuş, nefes nefese kalmışım ve tam içine girmeye hazırım. Ani bir hareketle giriyorum amcığına; Blake aniden kasılıyor ama hemen gevşiyor ve bedenini tamamen teslim ediyor bana. İçinde hareket ederken her dalmada amcığının daracık duvarlarını çatlatırım gibi oluyor.
Sikiş hızımı artırdıkça oda yankılanan inlemelerle doluyor; Blake bağırmaya başlıyor “Amanam! Daha! Kökle!” diye yalvarıyor. Yaranın içine dayayıp götürürken tüm hırsımı ona kusuyorum. Amcığında donakalıyor sonunda patlayınca ikimiz de kendimizi kaybediyoruz; terden sırılsıklam olmuşuz ama yüzündeki o tatmin ifadesi her şeye bedel. Göğüsleri hala titriyor elimde, yaramızın içine saplandım ve bu anın efendisi benim şimdi!