Lila, Ricky’nin koca yaraklığını fark etmişti hemen. Gözleriyle onun sertleşmiş amına bakarken, içindeki kirli arzular alevleniyordu. “Biraz gerer misin?” diye fısıldadı dudaklarını ısırarak, sesinde hem tedirginlik hem de açlık vardı. Ricky hiç çekinmeden “Tabii, tabii,” dedi, o devasa saksonun başını eline alıp nazikçe ama kararlı hareketlerle amcığını hazırlamaya başladı. Lila’nın kalbi hızla çarpıyor, bedenindeki bütün sinir uçları uyarılmıştı. O anın büyüsüne kapılıp yavaş yavaş dizlerini açtı; istekle bekliyordu.
Ricky usul usul yaklaşıp yumruk kadar kalın olan yarak ucunu kıvrımlı amcığına dayadıktan sonra, Lila’yı derin bir soluk aldırtacak kadar sertçe içine soktu. Amcığının her girişi, Lila’nın deli gibi inlemekten kendini alamadığı bir işkenceye dönüşüyordu. Yaraksıyla amcığını yavaş yavaş esnetip kabarmış içini doldururken, o acı ve zevk karışımı hisler vücudunu sarıyordu. O kadar derin ve büyük bir köklemeydi ki, her itişinde Lila’nın bedeni sarsılıyor, kasları kendiliğinden kasılıyordu.
Ricky’nin elleri onun ince bele sıkıca dayandı; kadının göğüsleri gözlerinin önünde hoplayıp duruyordu. Lila sanki yanacak gibiydi; sıcak nefesi yüzüne çarpıyor, ağzından kaçan hırıltılar odada yankılanıyordu. Bir an durup daha derinine batırdığında ise artık yapayalnız kaldıkları bu yerde yıkılmaz bir tutku tufanı patlamıştı. Bedenler birbirine kenetlenmiş, nefesler boğazlardan zor çıkarken şehvetin doruğuna ulaşmışlardı.
Ricky’nin büyük yaraklığı her girişte canavarca inliyor, Lila ise aldığı darbelerle aniden gelen orgazm dalgalarıyla titriyordu; suratı kıpkırmızı olmuştu ve gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Bu acı-şehvet didişmesi içinde sonunu getirirken ikisi de kontrolü kaybetmişti: Ricky ard arda bastırıyor, Lila kendini tamamen teslim etmişti. Devasa saksoyu çıkarırken odalarına yayılan kükremeler eşliğinde orgazmın en deli halini yaşamışlardı; vücutları ateşle yanarcasına parlamıştı sonunda.