Brooklyn Gray, o devasa kara yılanı önünde görünce gözleri parladı. İlk hamlede yumuşacık dudaklarını sarkıttı, dilini keskin keskin gezdirerek amcığını ısırmaya başladı. Yarağını derinlemesine aldı ağzına, boğazına kadar indirdiğinde boğuk bir inleyiş duyuldu. Ağzının içiyle emdiği her santim, Brooklyn’in yüzündeki arzu dolu ifadeyle birleşiyor, adamın sertliği daha da kabarıyordu. Sakso yaparken boynunu hafifçe kaşıdı, tırnaklarıyla tenine geçerken hırçınca inletiyordu onu.
Birdenbire dönüp diz çöktü yere, kökü kalçasına dayayınca bütün güçle itti içine. Doggystyle pozisyonunda amcığı tam kıç deliğine saplayıp vuruyordu türlü hızlarla; her girdiği, çıkışı ayrı bir hane yakıyor gibiydi etrafı. Brooklyn’in iri poposu sallanıyor, kalçasıyla adamın kökünü kavuruyor, sesler odada yankılanıyordu. Derin göğüslerinin üstüne ter damlaları süzülürken adamın kocaman elleri oradan oraya kayıyor; meme uçlarını sıkıp oynatıyordu acımadan.
Sonra aniden döndü, üstüne alıp binmeye başladı. Kalçalarını ritmik biçimde iterken adamın yavaş yavaş hızlanmasıyla birlikte Brooklyn’in inlemeleri yükseldi. Göğüslerini sırtına yaslayıp başını arkaya atmıştı; nefes nefese ve kirli sözlerle amcığının içinde dolup taşıyordu. Sıklıkla elini aşağıya indirip amcığının dibine parmak sokarak kendi amcığını da uyarıyordu heva içinde.
Birdenbire adam onu sırtüstü yatırdı yatağa, kırış kırış kalçalara defalarca dayadı saksoyu şiddetle. Brooklyn sürekli “Amına koy lan!” diye haykırırken aldığı her kök darbeyle deliriyordu resmen. Parmaklarıyla kendi amcığını eşelerken adam burnuna doğru eğilip dudaklarına sertçe baskı yaptı — “Beni böyle delirtme” diye fısıldadı acımasızca.
Son rallide çıkış yapacağını hissettiğinde kalçasını iyice sıkıştırdı ve son bir hamleyle gövdesini tamamen bastırarak içine boşalttı derinlere kadar. Brooklyn ise titreyerek kendinden geçti; vücudu kasılıyor ama yüzündeki o tatlı haz ifadesi hiç dinmiyordu. Böylece ağır ama çılgın bir sikiş maratonu bitmiş oldu; ikisi de tatmin olmuş ve nefes nefese yatakta serildi.